| |
Olimpos cıralı
Antalya'nın batısında
Kemer ile Adrasan arasındadır. Antalya-Kumluca
yolunda Phaselis'i geçtikten sonra Çıralı ve
Olympos'a giden yolları gösteren iki işaret
görülür. Her iki yolla da Olympos'a ulaşılır.
Çıralı, Olympos antik kentinin yanındaki köyün
adıdır. Olympos M.Ö. II.yüzyılda kurulmuş bir
liman kentidir. M.S. XV.yüzyıla kadar varlığını
korumuştur. Ünlü Bellerophontes efsanesi burada
geçmiştir. Antik kent eşsiz güzellikteki bir
vadinin iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize
ulaştığı yerde kumsal çok güzel bir plaj
oluşturur. Olympos'dan yaya olarak bir saatte
ulaşılabilen Çıralı ilginç bir doğa harikasıdır.
Yerli halkın "Yanar" dedikleri bu dağda, doğal
gaz sızıntısının oluşturduğu ve binlerce yıldır
hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne.
Buraya ilk kez gelenlerin Çıralı Köyü'nden bir
rehberle birlikte Yanar'a gitmelerini öneririz.
Phasalis
Antalya - Kumluca
karayolunun 57. km.'sinden güneye dönüldüğünde
yaklaşık 1 km. sonra Phaselis'e ulaşılır. Kent
M.Ö. VII. yüzyılda Rodos'lular tarafından
kurulmuştur. Uzun yıllar Likya'nın doğu
kıyısının en önemli liman özelliğini korumuştur.
Phaselis'in üç limanı vardır. Kuzey Limanı,
Savaş Limanı veya Korunmuş Liman ve Güneş
Limanı. Bunlardan en önemlisi güneydekidir.
Kentin ortasında 20-24 metre genişliğinde
muhteşem bir cadde vardır. Bu caddenin güney
ucunda Hadrian Kapısı bulunur. Caddenin iki
yanında gezinti yolları ve dükkanlar vardır.
Bunların da yakınında Hamamlar, Agora ve Tiyatro
gibi kamu yapıları bulunur. Bu yapıların
tarihinin M.Ö. I. ve II. yüzyıla kadar uzandığı
ileri sürülmektedir. Kent merkezi ile 70 m.
yükseklikteki plato üzerine kurulmuş olan
yerleşim yeri arasında su kanalları vardır.
Termasos
Antalya çevresindeki
antik kentlerin en ilginçlerindendir. Toros
Dağları üzerinde 1050 m. yükseklikte kurulmuş
bir Pisidya kentidir. Termessos Ulusal Parkı
içinde bulunması ve koruma altında tutulan çok
sayıda bitki ve hayvan türü ile birarada bulunup
eşine az rastlanır bir sentez oluşturması ayrı
bir özelliğidir Termessos'un. Antalya-Burdur
karayolunun 11. km.'sinden Korkuteli yönüne
dönüldüğünde 14 km. sonra Termessos işaret
levhası görülür. Buradan Termessos'un uzaklığı 9
km.'dir. Termessos'u gezmek için biraz zaman ve
biraz da yürümeyi sevmek gereklidir. Çünkü kent
tamamen dağlık ve engebeli bir alanda kuruludur.
Termessos insanlarına Solym'ler denilmektedir.
Solym'ler diğer antik kentlerdekinin aksine
denizden gelen kavimler değildirler. Tamamen
Anadolu kökenlidirler. Termessos'un bilinen
tarihi Büyük İskender'in İ.Ö. 333 yılında
Termessos'u kuşatmasıyla başlar. İskender, şahin
yuvasına benzettiği bu kenti alamamıştır.
Termessos İ.S. V. yüzyıla kadar varlığını
sürdürebilmiştir. Kent Surları, Hadrian Kapısı,
Su Sarnıçları, Tiyatrosu, Gymnasiumu, Agorası,
Odeionu ve Hereonu kentin önemli yapıtlarından
bazılarıdır. Geniş bir alana yayılmış mezarlığı,
Alketas, Agatemeros ve Arslanlı Mezar gibi anıt
mezarlar herkesin hayranlığını toplamaktadır.
Perge
Antalya'nın 18 km.
doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında
kurulmuştur. Antalya'dan Alanya yönüne giden
yolda Aksu'dan kuzeye dönülür ve 2 km. sonra
Perge'ye ulaşılır. Deniz kıyısında bulunmadığı
için Korsanların baskı ve yağmalarından uzak
kalmıştır. Bu nedenle gelişme sürecinde
duraklamalar görülmez. Kuruluşu M.Ö 1200
yılındadır. M.S 334 yılında Side gibi Perge de
Büyük İskender ile antlaşma yapmıştır. Böylece
kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır. Helen,
Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır. 15000
kişilik tiyatrosu M.S II. yüzyılda yapılmıştır.
Tiyatronun hemen yakınındaki stadyum 12000
izleyici alır. Ege bölgesinde Aphrodisias'taki
hariç tutulacak olursa en iyi korunmuş
Stadyumdur. Stadyumun oturma yerlerinin altında
dışa açılan ve dükkan olarak kullanıldığı
sanılan 30 adet oda vardır. Son yıllarda yapılan
kazılarda çok sayıda heykel ve sanat eseri
bulunmuştur. Kapıları, Agorası, Nymphaeumu,
Sütunlu caddeleri, Mezarlığı, Bazilikası ve
Akropolu Perge'nin görülmeye değer yerlerinden
bazılarıdır.
Aspendos
Antalya-Alanya
karayolunda Serik'i geçtikten sonra kuzeye
dönülerek 4 km.'lik Aspendos yoluna girilir.
Geçmisi M.Ö. V. yüzyila kadar uzanir. M.S II.yüzyilda
yapilan tiyatrosu Selçuklu'lar devrinde
kervansaray olarak kullanilmis ve zaman zaman
onarilmistir. Sahnesi ile birlikte günümüze
degin en iyi sekilde korunabilmis nadir
tiyatrolardandir. Tiyatro, bir kisiye 0.50 m.
oturma yeri hesabiyla 7000 kisiliktir. Orkestra
bölümü de ayrica 500 izleyici alir. Günümüzde
çesitli konser, senlik, festival ve yagli
güreslerde kullanilmaktadir. Aspendos'da diger
yapilarin yani sira Agora, Bazilika, Nymphaeum
ve 15 km. uzunlugunda kemerli su yollari
görülmege deger yapilardir.
Kekova
Antik şehirleri Simena
ve Teimiussa ile uzun ve dar olan Kekova adası;
antik olmasına rağmen, hala gemiler için iyi
korunmuş bir liman olan bir koyun önünde uzanır.
İçinde Teimiussa'nın antik kalıntılarını
barındıran, balıkçı köyü Üçağız, koyun iç
tarafındadır. Teimiussa ismini, Yunanca "üç
ağız" anlamına gelen "eristomo" sözcüğünden
almıştır. Bu isim coğrafi konumundan
kaynaklanmaktadır. Bu üç ağızı, adanın doğusunda
ve batısında bulunan kanal şelindeki iki giriş
oluşturur. Simena'nın antik yerleşmesi doğu
girişine hakim bir manzara ile Kale Köyü'nün
civarında uzanır. Koyda, deniz seviyesine kadar
yuvarlanan taşlar, bir takım küçük adalar
oluşturmuştur. Eski çağlarda, kayalardan
yontulan büyük taş bloklar inşaat amacıyla
kullanılmıştır.
Myra
Finike ile Kaş
arasında, Finike'ye 25, Kaş'a 48 km.
uzaklıktadır. Eski çağ Likya'sının en önemli 5
kentinden birisi olup kuruluşu M.Ö V. yüzyıla
kadar uzanır. Eskiden bir kıyı kenti iken Demre
çayının getirdiği alüvyonlarla günümüzde
denizden içeride kalmıştır. M.S IX. yüzyılda
Arap akınları sonucu terk edilmiştir. Kaya
Mezarları, Tiyatro ve St.Nicholas Kilisesi
varlığını günümüze değin sürdürebilmiş
yapılardan bazılarıdır.
M.S 245 yılında Fethiye
yakınlarında Patara kentinde doğan St.Nicholas
(Aziz Nikola, Santa Claus, Heilige Nikolaus,
Noel Baba) ölümü olan M.S 326 yılına değin
Anadolu'da yaşamış bir azizdir. Varlıklı bir
ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim görmüş ve
kendini insanlara adamıştır. Yaptığı yardımlarla
çevresinde sevgi bağı oluşturan St.Nicholas,
denizcilerin ve çocukların koruyucusu olarak
Noel Baba adı ile bu güne değin yaşatılarak
efsaneleştirilmiştir. Demre Piskoposu olarak
çevresinde yaptığı dini ve sosyal çalışmalarla
halkın sorunlarına insancıl çözümler
getirmiştir. Öldükten sonra Demre'de gömülmüş ve
adına bir kilise yaptırılmıştır. St. Nicholas'ın
kemiklerinin bir kısmı 1087 yılında İtalyan
tacirler tarafından Bari'ye kaçırılmıştır. Ancak
acele ile götürülemediği anlaşılan bir kısım
parçaları ise bugün Antalya Müzesi'nde
sergilenmektedir.
Hollanda'da Sinterkoas,
Fransa'da Pere Noel, İngiltere'de Father
Christmas, Amerika'da Santa Claus ve Almanya'da
Heilige Nikolaus hikayelerinin aslı St.
Nicholas'dır.
Bugün pek çok ülkenin baş azizi olan St.
Nicholas'ın ölüm tarihi olan 6 Aralık'ta
törenler düzenlenir, çocuklara hediyeler verilir
ve bu kutlamalar Noel Yortusuna değin uzayarak
yeni bir yıl özelliği kazanır. 1951-55
Yıllarında St. Nicholas'ın aslında Santa Claus
(Noel Baba) olduğu ortaya çıkarılmış ve konu
ülkemizde önem kazanmıştır. Radyo ve gazeteler
bir çok yayın yapmış, 1955 yılında Noel Baba
adına posta pulu çıkarılmıştır. Daha sonraları
Demre'de Noel Baba şenlikleri düzenlenmeye
başlanmıştır.
Dünyada ilk kez 5-7 Aralık 1983 tarihinde
Antalya'da Noel Baba Sempozyumu
gerçekleştirilmiştir. Her yıl tekrarlanan bu
sempozyumlara dünyanın değişik uluslarından din
ve bilim adamları katılır. Sempozyumlarda,
Anadolu'lu St. Nicholas'ın insan sevgisinden
yararlanarak, dini ve inancı değişik tüm
insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı
yapılır.
|
|